Hikmet Kapısı - Sayfalar

Zahirin halk, batının Hak ile olsun

Kıymetli Sözler

Nasihatler

“Sadaka vererek rızkınızı çoğaltınız. Zekât vererek mallarınızı koruyunuz, iktisat eden, tasarrufa riâyet eden aldanmaz. Tedbirli, düzenli yaşamak, geçimin yarısıdır, insanlarla iyi geçinmek, aklın yarısıdır.”
Ca’fer-i Sâdık Hazretleri
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ca’fer-i Sâdık Hazretleri

“Ana-babasını üzen, onlara isyan etmiş olur. Musibet zamanında dizini döven, sevâbından mahrûm olur. Allahü teâlâ sabrı, musîbet miktarınca indirir.”
Ca’fer-i Sâdık Hazretleri
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ca’fer-i Sâdık Hazretleri

“Takvâdan (Allahü teâlâdan korkup haramlardan sakınmaktan) daha üstün azık yoktur. Susmaktan güzel şey yoktur. Bilgisizlikten zararlı düşman yoktur. Yalandan büyük hastalık yoktur.”
Ca’fer-i Sâdık Hazretleri
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ca’fer-i Sâdık Hazretleri

İmâm-ı Ca’fer-i Sâdık Hazretleri buyurdular ki: “Beş kimsenin sohbetinden, ya’nî beş kimse ile beraber bulunmaktan sakın: Birincisi, yalan söyleyenden sakın. Çünkü ona dâima aldanırsın. Çünkü sana iyilik yapayım derken, kötülük yapar. İkincisi, cimriden sakın. Üçüncüsü, ahmaktan ya’nî aklı az olandan sakın. Çünkü en çok işine yarıyacağı zaman, seni bırakır. Dördüncüsü, kötü kalbli kimseden sakın. Çünkü işi bozulunca (düşünce) seni harcar. Beşincisi fâsıktan ya’nî günâh işlemekten utanmayan kimseden sakın! Çünkü, seni bir lokma ekmeğe satar.”
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ca’fer-i Sâdık Hazretleri
 

Abdulhalik Goncdüvanî hazretleri, Vasiyetname risalesinde manevî oğulları Hace Evliya-i Kebir’e buyurdular ki: “Sana vasiyet ederim ey oğul ki; her halinde ilim, edeb ve takva üzere ol! İslâm alimlerinin kitaplarını oku! Fıkıh ve hadis öğren! Cahil tarikatçılardan sakın! Şöhret yapma! Şöhrette afet vardır. Aslandan kaçar gibi cahillerden kaç! Bid’at sahibi sapıklar ile ve dünyaya düşkün olanlarla arkadaşlık etme! Helalden ye! Çok gülme! Kahkaha ile gülmek gönlü öldürür. Herkese şefkat ve merhamet et! Kimseyi hakir görme! Kimse ile münakaşa, mücadele etme! Kimseden bir şey isteme! Tasavvuf büyüklerine dil uzatma! Onları inkar eden felakete düşer. Mayan fıkıh, evin mescid olsun!”
İslâm Alimleri Ansiklopedisi, Abdülhalık Gücdevani (ks) Hz.
 

Bâyezîd-i Bistâmî hazretleri buyuruyor ki:
“Dilini, Allahü teâlânın ismini anmaktan başka işlerle uğraşmaktan ve başka şeyler konuşmaktan koru. Nefsini hesaba çek. İlme yapış ve edebi muhafaza et. Hak ve hukuka riâyet et ibâdetten ayrılma. Güzel ahlâklı, merhamet sahibi ve yumuşak ol. Allahü teâlâyı unutturacak her şeyden uzak dur ve onlara kapılma.
Evliyalar Ansiklopedisi, Bayezid-i Bistami
 

“Dilini, Allahü teâlâdan başkası hakkında konuşmamak için mühürle! Kalbini, Allahü teâlâdan başkasını düşünmemek için mühürle! İhlâssız olarak bir iş yapmaman ve helâl olmayan birşeyi yememen için de, davranışlarına, dudaklarına ve dişlerine aynı şekilde mühür vur!”
Ebü’l-Hasen-i Harkânî Hazretleri
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ebü’l-Hasen-i Harkânî Hazretleri
 
“Çok ağlayınız, az gülünüz, çok susunuz, az konuşunuz. Çok veriniz, az yiyiniz, çoy uyanık olunuz, az uyuyunuz.”
Ebü’l-Hasen-i Harkânî Hazretleri
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ebü’l-Hasen-i Harkânî Hazretleri

 
Ca’fer-i Sâdık hazretlerinin, oğlu Mûsâ Kâzım için olan nasîhati pek meşhûrdur. Oğluna buyurdu ki:
“Ey oğlum, kendi rızkına râzı ol! Kendi rızkına râzı olan, kimseye muhtaç olmaz. Gözü başkasının malında olan, fakîr olarak ölür. Allahü teâlânın taksim ettiği rızka râzı olmayan, O’nu kaza ve kaderinde, dilediğini yaratmakta töhmet altında tutmuştur. Kendi kusurlarını küçük gören, başkasınınkilerini büyütmüş olur. Her zaman kendi kusurlarını büyük gör. Başkasının gizli bir şeyini açığa vuranın, evindeki gizli şeyler herkesçe bilinir. Kardeşi için kuyu kazan, o kuyuya kendisi düşer. Ahmaklar arasında bulunan horlanır, âlimler arasında bulunan hürmet görür.
– Ey oğlum, insanlara kızmaktan çok sakın, yoksa sana da kızarlar. Boş iş ve söze karışmaktan sakın, sonra aşağılanırsın.
– Ey oğlum, lehinde veya aleyhinde de olsa, hakkı, doğruyu söyle! Böyle yaparsan herkes seninle istişâre eder (danışır, fikrini alır).
– Ey oğlum, arkadaşlık yaptığın, ziyâretine gittiğin kimse, iyi ahlâk sahibi olsun, kötü ahlâkı olanlarla arkadaşlık etme, onlarla görüşme! Çünkü onlar, suyu olmayan çöl, dalları yeşermiyen ağaç, ot bitme yen topraktırlar.
-Ey oğlum, Allahü teâlânın kitabını okuyucu, iyilikleri emredici, kötülüğü nehy edici, sana gelmeyene sen gidici, seninle konuşmayanla konuşucu ol! İsteyene ver. Gıybetten, koğuculuktan sakın. Çünkü söz taşımak, insanların kalbinde düşmanlığı arttırır. İnsanların ayıplarını görme, insanların ayıplarını gören, onların hedefi olur.”
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ca’fer-i Sâdık Hazretleri

 
Emîr Külâl hazretleri, marâz-ı mevtinde (ölüm hastalığında) bulunduğu sırada, talebelerine şöyle vasıyyet etti: “Ey kıymetli talebelerim! İlim öğrenmekten ve Muhammed aleyhisselâmın yoluna tâbi olmaktan asla ayrılmayınız. Bu, mü’min için bütün saadetlerin ve ni’metlerin vasıtasıdır. Bunun için Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: “İlim öğrenmek, her müslüman erkek ve kadına farzdır.” Ya’nî her müslüman erkeğin ve kadının, kendine lâzım olan din bilgilerini öğrenmesi farzdır. Bunlar, sırasıyla şu bilgilerdir 1- îmân ve i’tikâd bilgileri 2- Namazla ilgili bilgiler. 3- Oruçla ilgili bilgiler. 4- Zengin ise, zekât ile ilgili bilgiler. 5- Eğer zengin ise, hac ile ilgili bilgiler. 6- Ana-baba hakkını öğrenmek. Allahü teâlânın kendisinden râzı olmasını isteyen, annesinin ve babasının rızâsını kazanır. Resûlullah ( aleyhisselâm ); “Allahü teâlânın rızâsı, ana-babanın rızâsını kazanmakla elde edilir.” buyurdu. Bu bakımdan, anne-babanın hakkını gözetmek mühimdir. 7- Sıla-i rahm, (akrabayı ziyâret). 8-Komşu hakkını gözetmek. 9- Lâzım olan alış-veriş bilgilerini öğrenmek. 10-Helâli ve haramları öğrenmek lâzımdır. Çünkü insanların çoğu, bilmediğinden ve bildiği ile amel etmediğinden helak olmuştur.
İyi biliniz ki, dünyâyı ve dünyâya düşkün olanları sevmek, sizin, Allahü teâlânın râzı olduğu yolda yürümenize mâni olan büyük bir engeldir. Dâima Allahü teâlâyı hatırlayıp, O’nu zikrediniz ki, dîninizi dünyâya değişmemiş olasınız. Her hâlde Allahü teâlâdan korkunuz, hiçbir ibâdet Allah korkusundan daha te’sîrli değildir. Allahü teâlâdan korkan kimseden çekininiz. Allahü teâlâdan korkmayan kimseden ise, korkmayınız.
Ey dostlarım, dâima Allahü teâlâyı zikrediniz. Allahü teâlâdan başka herşeyi bırakınız. “La ilahe illallah” Kelime-i tevhîdini söylerken “La” derken nefyediniz, Allahü teâlâdan başka hiçbir ma’bûd olmadığını biliniz, “İllallah” derken. Allahü teâlânın noksan sıfatlarından münezzeh olduğunu biliniz. Biliniz ki, elbiseyi temiz su temizler. Dili, Allahü teâlâyı zikretmek temizler. Bedeninizi namaz kılmak, malınızı zekât vermek temizler. Yolunuzu, insanların sizden hoşnut, memnun olması temizler. İhlâs sahibi oluncaya kadar ihlâsı, kurtuluşa erinceye kadar da kurtuluşu arayınız.
Biliniz ki kalbin, dilin ve bedenin temiz olması, helâl lokma yemeye bağlıdır. Helâl lokma yiyen insanın mi’desi, içinde temiz su toplanan havuz gibidir. Bu havuzdan etrâfa temiz su dağılır ve bu su ile çiçekler yetişir, ağaçlar meyve verir, ondan istifâde edilir. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem bir hadîs-i şerîfte buyurdu ki: “Bir kimse, hiç haram karıştırmadan kırk gün helâl yerse, Allahü teâlâ onun kalbini nûr ile doldurur. Kalbine nehirler gibi hikmet akıtır. Dünyâ muhabbetini kalbinden giderir.”
Tövbe ediniz. Tövbekâr ve edebli olmak lâzımdır. Tövbe ediniz ki, tövbe, bütün tâatların başıdır. Tövbe, sâdece dil ile olmaz! Tövbe işlenen günahlara kalbden pişmanlık ve bir daha günâhı işlememektir. Allahü teâlâdan dâima korkunuz. Kendi günahlarınıza bakıp, tövbe ediniz. Başkaları sizden hoşnut olsun. Günahlarınıza pişman olup, o kadar ağlayıp tövbe ediniz ki, gerçekten size tövbekâr densin. Dünyâda iken günahlara pişman olup, kulluk vazîfesini yaparak âhıreti kazanmak lâzımdır, işte, bütün işin aslı budur. Sevgi ve muhabbet; Allahü teâlânın rızâsını aramak ve kötü işleri terketmek, ahde vefa göstermek, emânete ihânet etmemek, kendi kusurlarını görüp, amelleri ile övünmemek, amellerini görmemek, dâima Allahü teâlâyı zikretmekle meşgûl olmaktır. Hiçbir işe, Allahü teâlânın ismini söylemeden (Besmelesiz) başlamayınız ki, âhırette yaptığınız o işten dolayı utanmayasınız. Bu bakımdan, birşeye başlarken, önce Besmele çekiniz, sonra işe başlayınız.
Allahü teâlânın emirlerine itaat ediniz. Nerede olursanız olun, ilim öğrenmekten ve amel etmekten uzak kalmayınız. Her ne olursa olsun karşınıza her ne güçlük çıkarsa çıksın, ilmi ve ameli asla terketmeyiniz.
Emr-i ma’rûf ve nehy-i münker (iyilikleri emredip, kötülüklerden sakındırmak) vazîfesini yerine getiriniz. Dînin yasak ettiği şeylerden, dîne uygun olmayan işlerden ve bid’atlerden sakınınız. Âyet-i kerîmede meâlen buyuruldu ki: “Ey îmân edenler! Kendinizi ve evlerinizde ve emrinizde olanları ateşten (Cehennemden) koruyunuz ki, onun yakacağı insanlar ve taşlardır…” (Tahrim-6) Âhırette bunlardan olmamak için çok korkup, sakınınız! Rivâyet edilir ki, Fudayl bin Iyâd şöyle anlatmıştır: Havanın çok sert ve soğuk olduğu bir gün, Şeyh Abdülallâm’i gördüm. Üzerinde ince bir elbise vardı. Soğuk olmasına rağmen, alnından buram buram ter damlıyordu. Dedim ki: “Bu soğukta böyle terlemenizin sebebi nedir?” Dedi ki: “Birgün burada bir günah işleniyordu. Ben buna mâni olmak istedim. Fakat mâni olamadım. Bunun ızdırabından dolayı ve kıyâmet günü bunun günâhından nasıl kurtulurum diye düşünmekten böyle terliyorum.” Ya siz, her gün hem kendiniz, hem de başkaları için nice emr-i ma’rûfu kaçırıyorsunuz, hâlinize bir bakınız!
İşlerinizi, dînimizin emirlerine uygun olarak yapınız. Bir iş yapacağınız zaman, bakınız, dînin emirlerine uygun ise, onu kabûl edip yapınız. Uymuyorsa, o işden vazgeçiniz. Bütün işlerin başı, dînin emirlerine yapışmaktır ve Allahü teâlânın koyduğu hudutları aşmamaktır. Akıllı kimse, kendi hâlini düşünür, insanlar ile kendi arasındaki hududa; hakka riâyet eder. Bunu gözetmeyenler için verilecek cezayı bildiren nice âyet-i kerîmeler nâzil olmuştur. Her zaman ve her yerde, bakarken, konuşurken, dinlerken, gelirken, yerken ve içerken, Allahü teâlâya karşı ve insanlara karşı uyulması gereken bir hudut vardır. Fırsatı ganîmet biliniz, yaptığınız işleri kurtuluşunuza vesile olacak şekilde yapınız. Helâl rızık kazanmak için çalışınız. Kâfi miktarda kazanıp, isrâf ve cimrilik etmeyiniz. Nafakanızda dînimizin emrine uygun olarak ortalama davranınız. Resûlullah ( aleyhisselâm ); “İşlerin hayırlısı, vasat olanıdır” buyurdu. Helâlinden ve kendi kazancınızdan yiyiniz. Eğer uykunuz gelirse, biraz uyuyunuz ki, ibâdet ve tâat yapmak için dinlenmiş olasınız. Fakat, Allahü teâlâyı zikretmeden uyumayınız. Resûlullah ( aleyhisselâm ); “Âlimin uykusu, cahilin ibâdetinden hayırlıdır” buyurdu.
Oruç ile ilgili husûsa gelince, oruç, senede bir aydır. Şu şartla ki, imsak vaktinden, akşam güneş batıncaya kadar orucu bozan şeylerden sakınmak, şartlarına uymaktır. Bunlardan başka, bir de oruçda uyulması gereken bâtınî şartlar vardır. Bunlar ise; gözü harama bakmaktan korumak, kulağı haram olan şeyleri dinlemekten, eli harama uzatmaktan, ayağı harama gitmekten korumaktır. Orucun hakîkati ise şunlardır: Kalbi hased, tama’, nifak, kin, ucbdan korumak, her zaman bunlardan uzak yaşamak ve bilhassa oruçlu iken bu kötü huylardan sakınmak lâzımdır.
Diğer bir husûs da, zekâtı seve seve vermek ve şartlarına uymaktır. Resûlullah ( aleyhisselâm ), zekâtını vermiyenin namazının, orucunun, haccının, cihâdının ve hiçbir tâatının kabûl edilmeyeceğini bildirmiştir. Cimri olan kimse, Allahü teâlânın rahmetinden, insanların sevgisinden ve Cennetten uzak, Cehenneme yakındır. Cömerd olan kimse ise, Allahü teâlânın rahmetine, kulların sevgisine ve Cennete yakın, Cehennemden uzaktır. Bizim yolumuz budur, dostlarımız bu vasıyyete sarılsın. Bizim büyüklerimiz, talebelerine böyle buyurmuşlar ve maksada ulaşmışlardır. Ümîd ediyorum ki: Allahü teâlânın yardımı ile bizim dostlarımız da kavuşur.
Ey talebelerim! insanların maksada, saadete kavuşmaktan mahrûm kalmalarının sebebi; âhıret yolunu bırakıp, kötü olan dünyâya sarılmalarıdır. Âhıret saadetini isteyen kimsenin, doğru i’tikâda sâhib olup, bid’at ve dalâlet olan şeylerden uzak durarak ve yaptığı her işten hesaba çekileceğini bilerek, ona göre hareket etmelidir. Ey dostlarım! Gidişatınızdan habersiz olmak kadar kötü birşey yoktur. Bu hâl, gaflet içinde olmanın delîlidir. Başkalarının habersiz olduğu şeyler, bu yolun büyüklerine açılmıştır. Onların maksadı, Allahü teâlânın rızâsını aramaktır. Onlar, buna kavuşmuşlardır. Allahü teâlâ, her asırda sevip seçtiği kullarından bir büyük zât yaratır. Böylece herkesi belâlardan, felâketlerden korur. Ey talebelerim! Böyle olan zâta talebe olunuz. Böylece dünyâ ve âhıret saadetine kavuşursunuz. Ümmet-i Muhammedin ( aleyhisselâm ) aydınlatıcıları olan âlimlere yakın olunuz. Resûlullah ( aleyhisselâm ); “Âlimler, Peygamberlerin vârisleridir” buyurdu. Sakın, ilmi ve âlimleri sevmekten uzak kalmayınız. Bu, kurtuluş vesilesidir. Resûlullah ( aleyhisselâm ); “Kim âlimi ve ilmi severse, hatâ işlemez” buyurdu.
Câhiller ile görüşmek, insanı Allahü teâlâdan uzaklaştırır. Simâ’ yapıyoruz diyerek hoplayıp, zıplayan kimselerin meclislerinden uzak durunuz. Onlarla oturmayınız. Onlarla sohbet, kalbi öldürür. Bunun için bu yolun büyükleri, bu işten uzak durmuşlardır. Gerçekten sima’ hâlinde olan kimsenin hâli öyledir ki, o anda bıçak çalsan haberi olmaz. Eğer böyle olursa, o kimse sima’ hâlinde olduğunu gösterir.
Ruhsatlardan uzak durup, azîmet ile amel ediniz. Ruhsatlar ile amel etmek zayıf kimselerin işidir. Eğer bundan daha çok nasihat isterseniz, Abdülhâlık Goncdüvânî hazretlerinin nasihat ve yazılarına bakınız. Bu kadar kifâyet eder. Akıllı olana bir işâret yetişir.
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Seyyid Emîr Külâl Hazretleri
 

Bir mü’min kardeşine âit hoş olmayan bir iş duyarsan!
“Bir mü’min kardeşine âit hoş olmayan bir iş duyarsan, birden yetmişe kadar özür kapısını araştır. Bulamazsan belki benim anlamadığım bir özür kapısı vardır de ve kapa.”
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ca’fer-i Sâdık Hazretleri
 

Müslüman kardeşinizden ma’nâsını anlamadığınız bir söz duyarsanız!
“Müslüman kardeşinizden ma’nâsını anlamadığınız bir söz duyarsanız, iyiye yorunuz. Daha iyisi kabil olmayacak kadar iyiye yorumlayınız. Anlayamamaktan dolayı kendinizi ayıplayın.”
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ca’fer-i Sâdık Hazretleri
 

Dünyadaki nimetlerin hakikati
“Kız evlâtlar, ana-babası için hayır ve hasenattırlar. Oğlanlar ise, ni’mettirler. Hasenat sahibi olanlar sevâb kazanır. Ni’metlerden ise hesaba çekilir, suâl sorulur.”
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ca’fer-i Sâdık Hazretleri
 

Müslümanı aziz ve şerefli eden üç şey
“Üç şey vardır ki, müslümanları çok azîz, şerefli eder:
1. Kendisine zulüm edeni affetmek.
2. Kendisine bir şey vermeyene iyilikte bulunmak.
3. Kendisini aramayanları, arayıp hâllerini sormak.”
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ca’fer-i Sâdık Hazretleri
 

Kendisinde hayır olmayan kişilerin alametleri
“Bir kimse, kusur, günah işlediği zaman utanmıyorsa, yaşlandığı zaman pişmanlık duyup kötü işlerinden vazgeçmezse ve tehna bir yerde olduğu zaman Allahü teâlâdan korkmazsa, onda hayır yoktur.”
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ca’fer-i Sâdık Hazretleri
 

Azı çok olanlar
“Dört şey vardır ki, onların azı da çoktur 1- Ateş, 2- Düşmanlık, 3- Fakîrlik, 4-Hastalık.”
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ca’fer-i Sâdık Hazretleri
 

İyiliğin ikmali
“İyilik üç şeyle tamam olur.
1. O iyiliği yapmakta acele etmek.
2. Yaptığı iyiliği gözünde büyütmemek, dâima küçük görmek.
3. İyiliği yaparken, gizlice yapmak.
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ca’fer-i Sâdık Hazretleri
 

Helak eden sözler
“Allahü teâlânın yarattığı işlere karışmak, felâketine sebep olur. Meselâ, Allah bana mal verseydi, hacca giderdim. Sıhhat verseydi ibâdet ederdim… gibi sözler söylemek, kişinin helakidir.”
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ca’fer-i Sâdık Hazretleri
 

Geçim darlığına çare
“Bir hatâ işlediğiniz zaman istiğfar edin, hatâda ısrar helak olmaya sebeptir. Bir kimse geçim darlığı çekiyorsa istiğfara devam etsin.”
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ca’fer-i Sâdık Hazretleri
 

Şerefli kimsenin yapması gerekenler
“Bu dört şeyi, her şerefli kimsenin yapması gerekir. Yapmaması ona yakışmaz:
1. Bulunduğu meclise babası gelirse ayağa kalkmak,
2. Misâfire hizmet etmek.
3. Yüz tane hizmetçisi olsa, muhtaç olmadığı zaman bineğine yardım istemeden binmek.
4. İlim öğrendiği hocasına hizmet etmek.
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ca’fer-i Sâdık Hazretleri
 

Malının elinde devamlı kalmasını isteyen!
“Bir kimse, sevdiği bir malının elinde devamlı kalmasını isterse, ona baktıkça, “Mâşâallah, lâ havle velâ kuvvete illâ billahi (ya’nî, Allah’ın dilediği olur, kuvvet O’nundur) desin!”
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ca’fer-i Sâdık Hazretleri
 

Amel etmeden karşılık beklemek!
“Namaz, her takvâ sahibi için yakınlıktır. Hac, her güçsüzün cihâdıdır. Bedenin zekâtı oruçtur. Amel (ibâdet, hayırlı iş) yapmadan karşılık bekleyen, yaysız ok atana benzer.”
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ca’fer-i Sâdık Hazretleri
 

Dış görünüşün dağınıklığı
“Zahirinizi dağınıklıktan kurtarın. Zira, zahiri dağınık olanın batını ve gönlü daha da dağınık olur.”
Yusuf Hemedani Hazretleri
Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı 26, Temmuz–Aralık 2011
 

Peygamberler ile evliyaların misali
Bâyezid-i Bistâmî buyurdu ki: “Enbiyâ (Peygamberler), misk ve bal misâlidir. Bunlardan bir damla evliyâya geliyor ve evliyâya gelen bu damladan misk yayılıyor.”
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Seyyid Emîr Külâl Hazretleri
 

Haramların kötülüğü
“Haram lokma ve şüpheli şeylerle gönül nuru hasıl olmaz, haram giysi ile ibadetin safası ve zevki gerçekleşmez.”
Yusuf Hemedani Hazretleri
Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı 26, Temmuz–Aralık 2011
 

Susmak
“Afiyeti aradım yalnızlıkta buldum, selameti de susmada!”
Ebü’l-Hasen-i Harkânî hazretleri
(Attar, Feridüddin, Tezkiretü’l-evliya, çev., S. Uludağ, Dergah Yayınları, İstanbul 1991., s. 611)
 
Allah(c.c) ve Rasülüne(s.a) itaat
“İnsanoğlu, şu üç şeyle sürekli olarak tâatı yaparsa, sorgusuz suâlsiz Cennet’e gidebilir: Kalb, nefs ve dil.”
Ebü’l-Hasen-i Harkânî hazretleri
(Attar, Feridüddin, Tezkiretü’l-evliya, çev., S. Uludağ, Dergah Yayınları, İstanbul 1991., s. 629)
 

İncinmek
“İnsanlar üç zümredir:Sen kendisini incitmediğin halde o seni incitir.Sen kendisini incitirsen o da seni
incitir.Sen kendisini incitsen de o seni incitmez.”
Ebü’l-Hasen-i Harkânî hazretleri
(Attar, Feridüddin, Tezkiretü’l-evliya, çev., S. Uludağ, Dergah Yayınları, İstanbul 1991. s.631)
 
“Bir mümin kardeşini sabahtan akşama kadar incitmeyen kimse, o gün akşama kadar Peygamber efendimizle yaşamış olur. Eğer bir mümin kardeşini incitirse, Allah onun o günkü ibâdetini kabûl etmez.”
Ebü’l-Hasen-i Harkânî hazretleri
(Attar, Feridüddin, Tezkiretü’l-evliya, çev., S. Uludağ, Dergah Yayınları, İstanbul 1991., s. 628)
 

Kuran-ı Kerim
“Allah kelamındaki zevki tatmadan bu dünyadan giden hiçbir şeyden nasibini almamıştır”
Ebü’l-Hasen-i Harkânî hazretleri
(Attar, Feridüddin, Tezkiretü’l-evliya, çev., S. Uludağ, Dergah Yayınları, İstanbul 1991.,s.630)
 

Resûlullah efendimizin (aleyhisselâm) vârisi
“Resûlullah efendimizin ( aleyhisselâm ); vârisi; O’nun fiiline uyan ve eserine tâbi olandır.”
Ebü’l-Hasen-i Harkânî Hazretleri
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ebü’l-Hasen-i Harkânî Hazretleri
 

İlimden en fazla nasîb alan
“İlimden en fazla nasîb alan, onunla amel edendir. En faziletli amel ise, üzerine farz olandır.”
Ebü’l-Hasen-i Harkânî Hazretleri
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ebü’l-Hasen-i Harkânî Hazretleri
 

İlimden yoksun sufi
“Şu iki kişinin çıkardıkları fitneyi, şeytan bile çıkaramaz: Dünyâ hırsına sahip âlim ve ilimden yoksun sûfi.”
Ebü’l-Hasen-i Harkânî Hazretleri
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ebü’l-Hasen-i Harkânî Hazretleri
 

İhlas ve Riya
İhlâs ve riya nedir? diye sorduklarında Ebü’l-Hasen hazretleri buyurdular ki: “Allahü teâlâ için yaptığın herşey ihlâstır. Halk için yaptığın herşey de, riyadır.”
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ebü’l-Hasen-i Harkânî Hazretleri
 
“Kalblerin en nurlusu, içinde Allahü teâlânın sevgisinden başka birşey bulunmayandır. Amellerin en iyisi, riyadan uzak olan, ya’nî ihlâs üzere olanıdır.”
Ebü’l-Hasen-i Harkânî Hazretleri
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ebü’l-Hasen-i Harkânî Hazretleri
 

Şürketmek
“Allahü teâlânın ni’metleri, her an herkese gelmektedir. O halde her zaman ona şükretmek
lâzımdır.”
Bayezid-i Bistami Hazretleri
Evliyalar Ansiklopedisi, Bayezid-i Bistami
 

Allahü teâlâya yapılan itaatin küçüklüğü
“Bütün âlemin yerine beni Cehennemde yaksalar ve ben de sabretsem, Allahü teâlâya muhabbeti da’vâ edinmiş birisi olarak yine bir şey yapmış olmam. Allahü teâlâ da benim ve bütün âlemin günahını affetse rahmetinden ve ihsanından bir şey eksilmiş olmaz.”
Bayezid-i Bistami Hazretleri
Evliyalar Ansiklopedisi, Bayezid-i Bistami
 

İlmi ile amil olmanın zorluğu
“Otuz sene mücâhede eyledim, ilimden ve ilme uymakdan daha zor bir şey bulamadım.”
Bayezid-i Bistami Hazretleri
Evliyalar Ansiklopedisi, Bayezid-i Bistami
 

Anne rızasının önemi
“Bu kadar zahmet ve meşakkatlere katlanarak aradığımı, annemin rızâsını almakta buldum. Çok basit gibi gelen anne rızâsını almanın, bütün işlerin evvelinde lâzım olduğunu anladım.”
Bayezid-i Bistami Hazretleri
Evliyalar Ansiklopedisi, Bayezid-i Bistami

 
Ucubun kötülüğü
“Günahlara bir defa, tâatlere ise bin defa tövbe etmek lâzımdır. Ya’nî yaptığı ibâdet ve tâatlere bakıp kendini beğenmek, o ibâdeti hiç yapmamak günahından bin kat daha fenadır.”
Bayezid-i Bistami Hazretleri
Evliyalar Ansiklopedisi, Bayezid-i Bistami
 
Ölmeden evvel ölmek
Bir kimse, ölümünden evvel ölmeyince; kendi musibetinin taziyesine oturması lâzımdır.
İmam Rabbani Hazretleri
İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 159. Mektup

 

En doğru haberci

İşleri iyi bilen kadar sana doğru haber veren olmaz.
Mevlânâ Hâlid-i Bağdadî
Abdülmecîd Hânî, Hadâiku’l Verdiyye, Sayfa 843

 

En çok sevilen halife
Şunu iyi biliniz, sizden en sevdiğim kişi, dünya ehlinden en az müridi olanınız, dünya yükünü ve meşgalesini azaltanınız, fıkıh ve hadis ilmi ile uğraşanınızdır.

Mevlânâ Hâlid-i Bağdadî
Abdülmecîd Hânî, Hadâiku’l Verdiyye, Sayfa 838

 

İrşad görevinin verilmesi
“Rahmet hep yukarıdan yağar. Aşağıdan yukarı rahmet yağdığı görülmemiştir. Emirler de böyledir. Emirler hep yukarıdan gelir. Yani Rabbül Âlemin(C.C.) izin verirse olur. Allah(C.C.) emrederse olur, Allah’ın(C.C.) müsaadesi kadar olur.”
Aybastılı Hacı Dursun Efendi Hazretleri
30 Ekim 2011 İstanbul Sohbeti

 

Gaflet

“Öfke ve gazap ateşi, gafil ve aklı karışık insanlara şeytanın attığı bir şeydir.”
Yusuf Hemedani Hazretleri
Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı 26, Temmuz–Aralık 2011
 
“İnsana zararı en şiddetli olan şeyin ne olduğunu bilmek istedim. Anladım ki, bu gaflettir. Gafletin insana yaptığı» zararı Cehennem ateşi yapmaz. Yâ Rabbî! Bizleri gaflet uykusundan uyandır. Lütuf ve keremin ile bu duâyı kabul eyle.”
Bayezid-i Bistami Hazretleri
Evliyalar Ansiklopedisi, Bayezid-i Bistami

 
Amellerle vazifelenme zamanı geçmektedir. Her an, geçip gittikçe, ömürden bir parça götürmekte ve zamanı belli ecele de yaklaştırmaktadır. Şayet bugün uyanmak hasıl olmaz ise, yarın elde edilen kazanç, hasret ve nedametten başka olmaz.
İmam Rabbani Hazretleri
İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 402. Mektup

 

Bu vakit, amel (çalışmak) vaktidir; rahat vakti değildir. Amelin semeresi olan rahat önümüzdedir. Amel zamanı, istirahat etmek, ziraatı boşa çıkarıp semeresine engel olmaktır.
İmam Rabbani Hazretleri
İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 402. Mektup

 

Ebü’l-Hasen-i Harkânî hazretleri, birgün sohbetinde bulunanlara şöyle sordu: “Dünyâda en iyi şey nedir?” Orada bulunanlar “Siz, bizden daha iyi bilirsiniz. Siz bildirin” dediler. Bunun üzerine Ebü’l-Hasen hazretleri, “En iyi şey Allahü teâlâyı unutmayan gönüldür” buyurdu.
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ebü’l-Hasen-i Harkânî Hazretleri
 

“(Ey insan!) Eğer senin tandırından senin elbisene bir ateş sıçrarsa, onu hemen söndürmeye çalışırsın. (Öyle de) senin dinini yakacak bir ateşin, yani senin kalbinde yer alan kibir, haset ve riya ateşini, nasıl uygun bulursun (da bu ateşi söndürmek için hiçbir çaba sarf etmezsin? Bu olacak şey midir?)”
Ebü’l-Hasen-i Harkânî hazretleri
(Ebu’l-Hasan Harakânî, Nûru’l-Ulûm, Haz.: Şenol Kantarcı, Ebu’l- Hasan Harakânî Yayınları, Ankara, 1997., s. 42-43)
 
“Yeryüzünde gezen nice kimse vardır ki, (Allah’ı bulmadıkları için) ölüdür. (Ama) yer altında yatan nice kimse vardır ki (Allah’ı buldukları, O’na teslim oldukları ve O’nun rızasını kazandıkları için) diridir!”
Ebü’l-Hasen-i Harkânî hazretleri
(Attar, Feridüddin, Tezkiretü’l-evliya, çev., S. Uludağ, Dergah Yayınları, İstanbul 1991. s. 631)
 

Fakirliği sevmenin önemi
Yaşadığın süre, fukaranın mahabbeti ile yaşa.. Öldüğün zaman da; onların mahabbeti, sermayen, asıl malın olsun.
Haşr’olduğun zaman dahi, onların mahabbeti üzerine haşr’o!. Fakr’ile iftihar eden ve onu zenginliğe tercih eden zat hürmetine. ona ve âline salât, ve selâm..
İmam Rabbani Hazretleri
İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 210. Mektup

 

Nakşibendi tarikatının şeriata uygunluğu
“Bizim tarikatımıza hüsnüzan ile bakmayanlar dinen zarardadır”
Şah-ı Nakşibend Muhammed Bahaeddin Hazretleri
Abdülmecîd Hânî, Hadâiku’l Verdiyye, Sayfa 33

 

Allah’a ulaştıran yolların en kolayı
“Tarikatımız Allah’a ulaştırmada yolların en kolayıdır”
Şah-ı Nakşibend Muhammed Bahaeddin Hazretleri
Abdülmecîd Hânî, Hadâiku’l Verdiyye, Sayfa 33

 

Meşayih tarikatlarından hangisinde şeriat hükümlerine riayet fazla ise, nefisle muhalefetin çokluğundan ötürü, Sübhan Allah’a ulaştıran yolların en yakınıdır.
İmam Rabbani Hazretleri
İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 421. Mektup

 

Allah dostlarının önemi
“Ulemâ şeriatin zahirine davet eder, evliya ise, şeriatin hem zahirine hem de bâtınına davet eder.”
İmam Rabbani Hazretleri
Ekrem Sağıroğlu, İmam-ı Rabbani Hayatı Cihadı Eseri, Sayfa 414

 

Gençliğin önemi
“Allah’ın rızasını kazanmak için amel işleme vakti gençliktir. Akıllı olan bu vakti kaçırmaz, fırsatı ganimet bilir.”
İmam Rabbani Hazretleri
Ekrem Sağıroğlu, İmam-ı Rabbani Hayatı Cihadı Eseri, Sayfa 364

 

Müslümanın uyanıklığı
Bir kimsenin müslümân olmasına alâmet, İslâm düşmânlarını tanıması, onlara aldanmaması, sözlerini dinlememesidir.
İmam Rabbani Hazretleri
İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 163. Mektup

 

Dünya Sevgisi

İnsanın dünyaya gelmesi, yağlı ballı lokma yemek, süslü güzel elbiseler giymek için değildir. Nimetlenmek ve mal biriktirmek için de yaratılmadı. Keza oyun oyuncak için de yaratılmadı.
İmam Rabbani Hazretleri
İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 206. Mektup

 

Dünyâ yaldızlanmış pislik gibidir. Şeker kaplanmış zehir gibidir. Aklı olan, bu bozuk mala gönül kaptırmaz.
İmam Rabbani Hazretleri
İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 50. Mektup

 

Dünyâya gönül kaptırmayan, mal, mevki, şöhret kazanmak, başa geçmek sevdâsında olmayan din âlimleri, Âhiret adamlarıdır.
İmam Rabbani Hazretleri
İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 33. Mektup

 

Âlimlerin dünyâyı sevmesi ve ona düşkün olması, güzel yüzlerine siyâh leke gibidir.
İmam Rabbani Hazretleri
İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 33. Mektup

 

“Dünyayı terk etmenin hakiki mânası, ona rağbetli olmayı terketmektir.”
İmam Rabbani Hazretleri
Ekrem Sağıroğlu, İmam-ı Rabbani Hayatı Cihadı Eseri, Sayfa 399

 

Ebü’l-Hasen-i Harkânî hazretleri buyurdular ki: “Ni’metlerin en iyisi, çalışarak kazanılanıdır. Arkadaşların en iyisi, Allahü teâlâyı hatırlatandır. Kalblerin en nurlusu, içinde mal sevgisi olmayandır.”
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ebü’l-Hasen-i Harkânî Hazretleri
 
“Dünyâ, peşinden koştuğun sürede senin pâdişâhındır. Ondan yüz çevirince, sen ona sultan olursun.”
Ebü’l-Hasen-i Harkânî Hazretleri
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ebü’l-Hasen-i Harkânî Hazretleri
 

Kuran ve Sünnete Uymanın Önemi
Bir farzı vaktinde yapmak, bin sene nâfile ibâdet yapmaktan dahâ çok faydalıdır.
İmam Rabbani Hazretleri
İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 29. Mektup

 

Allah Sevgisi
Kul, kendi nefsini düşünmekten büsbütün kesilmedikçe Rabbini düşünemez. Allahu Teâlâ’nın sevgisi onun kalbine yerleşemez.
İmam Rabbani Hazretleri
İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 24. Mektup
 
“İçinde Allah’tan başkasına yer olan bir kalp, baştanbaşa ibâdet ve taat olsa da ölüdür.”
Ebü’l-Hasen-i Harkânî hazretleri
(Attar, Feridüddin, Tezkiretü’l-evliya, çev., S. Uludağ, Dergah Yayınları, İstanbul 1991., s. 623)

 

İstikamet
“Biz Hakk’ın talibiyiz. Maksadımız da Muhammed Mustafa caddesinde sünnete tabi olmak, hakkı batıldan ayırmaktır.”
Şah-ı Nakşibend Hazretleri
Ekrem Sağıroğlu, Şah-ı Nakşibend Muhammed Bahaeddin Buhari, Sayfa 78

 

Rûhun, sırrın, hafînin ve ahfânın bütün kemâlâtına kavuşmak, ancak Peygamberlerin en üstününe uymakla olur “sallallahu aleyhi ve sellem”.
İmam Rabbani Hazretleri
İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 24. Mektup

 

Zikir

“Salikin, zikirde son noktaya ulaşması, diliyle birlikte yedi uzvunun hatta tüyleri ve tırnaklarının da zikre iştirak etmesidir. Kalp, uzuvların zikrini duyar ve görür. Bu duyuş sebebiyle ısınır, kuvvetlenir, zikre muvafakat ve iştirak eder.”
Yusuf Hemedani Hazretleri
Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı 26, Temmuz–Aralık 2011
 

Sözün kısası şudur ki, âhiretde kurtulmak, çok zikir etmeğe bağlıdır. Enfâl sûresinin kırkaltıncı âyetinde meâlen, (Allahü teâlâyı çok zikir ediniz ki kurtulasınız!) buyuruldu. Bunun için, çok zikir etmek lâzımdır. Buna mâni’ olan herşeyi düşman bilmelidir. Âhiretde kurtulmanın ilâcı, işte budur.
İmam Rabbani Hazretleri
İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 206. Mektup

 

Ehl-i sünnet vel-cemaat ulemasının görüşüne uygun olarak; amel ve itikad yönü ile şer’i hükümlerle süslenip benzendikten sonra, Yüce Sultan Allah zikri ile batını mamur eylemek lâzımdır.
İmam Rabbani Hazretleri
İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 206. Mektup

 

Her ne varsa güzel, Onu (c.c) anmaktan başka,
Hepsi câna zehirdir, şeker dahî olsa!
İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 34. Mektup

 

Vakitleri zikirle mâmur eylemek gerek. Abdestli, abdestsiz, ayakta, oturarak, giderken gelirken … zikirden hâli kalınmamalıdır.
İmam Rabbani Hazretleri
Ekrem Sağıroğlu, İmam-ı Rabbani Hayatı Cihadı Eseri, Sayfa 379-380

 

“Uyanık ol ve bil ki, senin saadetin, hatta bütün âdemoğullarının saadeti, felahı, kurtuluşu…evet bütün bunların her biri, Yüce Mevlâ’yı zikretmelerindedir. ”
İmam Rabbani Hazretleri
Ekrem Sağıroğlu, İmam-ı Rabbani Hayatı Cihadı Eseri, Sayfa 377-378

 

“Beş vakit namazı kıldıktan sonra en iyi iş: vakitleri şânı yüce Allah’ın zikri ile mâmur eylemektir”
İmam Rabbani Hazretleri
Ekrem Sağıroğlu, İmam-ı Rabbani Hayatı Cihadı Eseri, Sayfa 380

 

“Kalbi zikir, şer’i hükümlerin yerine getirilmesini te’yid eder, nefs-i emmârenin de inadını kırar.”

İmam Rabbani Hazretleri
Ekrem Sağıroğlu, İmam-ı Rabbani Hayatı Cihadı Eseri, Sayfa 380

 

Yüce Allah ile huzur bulamıyorum diyerek zikri terketme. Çünkü gerçek zikir, gaflete dalıp da boş işlerle meşgul olmamaktır.
Abdülmecîd Hânî, Hadâiku’l Verdiyye, Sayfa 20

 

“Cennette Tûbâ ağacının altında, Allahü teâlâdan bihaber olarak bulunmaktansa, dünyâda bir diken ağacının altında, dâima O’nu hatırlamayı çok daha fazla arzu ederim.”
Ebü’l-Hasen-i Harkânî Hazretleri
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Ebü’l-Hasen-i Harkânî Hazretleri
 

Hizmet

“Hizmet görmek isteyen, hocasına hizmet etsin.”
Abdullah Dehlevi Hazretleri
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Abdullah-ı Dehlevi

 

İşte bugün, her müslüman elinden gelen yardımı yapmayıp İslamiyet yine baskı ve hakaret altına düşerse, yardımı, fikri ve fiilî katkıyı esirgeyen her müslüman âhirette mes’ul olacaktır.
İmam Rabbani Hazretleri
İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 47. Mektup
 

“İlâhî! Her koşulda Senin ve Rasûlü’nün bendesi (kulu, kölesi ve esiriyim), halkının (tüm insanların) hizmetçisiyim!”
Ebü’l-Hasen-i Harkânî hazretleri
(Attar, Feridüddin, Tezkiretü’l-evliya, çev., S. Uludağ, Dergah Yayınları, İstanbul 1991. s.616)

 

Keramet

“Zevk, şevk, keşf ve kerâmet peşinde olan, Allahü teâlâyı arayıcı değildir.”

Abdullah Dehlevi Hazretleri
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Abdullah-ı Dehlevi

 

Nefis Terbiyesi

Kul ile Rabbi arasındaki perde, kulun kendi nefsidir.

İmam Rabbani Hazretleri
İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 24. Mektup

 

Kalbinde, Allah’tan başka hiçbir şeyin sevgisi kalmayan ve ancak Onu dileyen kimselere müjdeler olsun.

İmam Rabbani Hazretleri
İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 24. Mektup

 

“Nefsinin arzularına tâbi olan, Allahü teâlâya nasıl kul olur? Ey insan! Kime tâbi isen onun kulu olursun.”

Abdullah Dehlevi Hazretleri
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Abdullah-ı Dehlevi
 

(İnsanları helak eden şey); nefsin isteklerini yerine getirmek, şehvetlerde nefse itaat etmektir.
Ebü’l-Hasen-i Harkânî hazretleri
(Çiftçi, Hasan, Şeyh Ebü’l-Hasan-i Harakânî, (Hayatı, Çevresi, Eserleri ve Tasavvufî Görüşleri) Nûru’l-‘Ulûm ve Münâcât’ı (Çeviri-Açıklama-Metin), Şehit Ebu’l-Hasan Harakânî Derneği Yay, Ankara, 2004. s. 144)